Site Rengi

Reddi Miras Nedir?

29.01.2020
278
Reddi Miras Nedir?

Miras Hukukunun en çok kullanılan terimlerinden biri olan Reddi Miras kısaca; kendisine miras kalan sıfatında olan mirasçının iş bu mirasçılık sıfatını kabul etmemesidir. Yani mirası reddeden kimse iş bu mirasa bağlı mal varlığı, para alacakları gibi getirilerden yararlanamadığı gibi miras bırakanın borçlarını ödeme yükümlülüğü altına da girmemiş olur. Şunu önemle belirtmek gerekiyor ki reddi miras ancak miras bırakanın ölümünden sonra yapılabilir. Zira miras bırakan yaşamını sürdürüyorken yani ölmeden reddi miras olarak yapılabilecek olan “Mirastan Feragattir.” Samsun’da Reddi Miras işlemi genellikle terekenin pasiflerinin (borç, gider ve masraflar vs) aktiflerinden (taşınmaz varlığı, taşınır varlığı, alacak hakları vs.) fazla olması halinde yapılıyor. Mirasçılar bu işlem ile terekenin pasiflerine katlanmaktan kurtuluyor.

Reddi Miras Nasıl Yapılır?

Reddi miras işlemi ilgili Mahkemeye yapılacak irade açıklaması ile yapılır. Ancak mirası reddedenin ya da bu kişiler birden fazla ise reddedenlerin dikkat etmesi gereken önemli noktalar bulunmaktadır. Bu hususlara dikkat edilmemesi halinde reddi miras hakkı düşebilir. Dikkat edilmesi gereken noktalardan ilki ve en önemlisi hiç şüphesiz yasal süredir. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlendiği şekilde Samsun’da Reddi Miras süresi 3 aydır. Bu üç aylık süre miras bırakanın ölümü ile başlar.Reddi miras süresinin kaçırılması halinde mirasçının mirası kabul ettiği varsayılır. Yani mirasçılar kendilerine intikal eden sorumluluklara katlanma yükümlülüğü altına girer. Yine süre içerisinde yapılan mirasın reddinin kanunda aranan biçimde yapılması gerekir. Unutulmamalıdır ki hukukta usul esasa mukaddemdir.

Reddi Miras Bozulur mu?

Kanunda öngörülen şartlara uygun olarak yapılan Reddi Mirasın bozulması ancak bu reddin terekenin alacaklılarına zarar verme kastı ile yapılması halinde mümkün olacaktır. İptal edilebilme için zarar verme kastı şarttır. İş bu iptal istemi mirasın reddinin ardından 6 ay içerisinde ilgili Mahkemeye iletilmelidir. Yine belirtmek gereken bir diğer sorumluluk hali de Türk Medeni Kanunu uyarınca terekenin alacaklılarına da onları korumaya yarayan bazı haklar tanınmıştır. Örnek vermek gerekirse; mirası reddeden kimse eğer bu mirası oluşturan mal varlığından; mirasın açılmasından önceki 5 yıl içerisinde bir kazanımda bulunmuş ise bu kazanımı vermekle yükümlü olacaktır. Elbette elde edilen tüm kazanımlar bu iade yükümlülüğü kapsamında değildir. 

Reddi Miras Yargıtay Kararları

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine dair olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı muris tereke temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Davacı davasında davalıya dubleks ev inşa ettiğini ancak bedelinin ödenmediğini belirterek şimdilik 100.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Yargılama sırasında davacı ölmüş, mahkemece tüm mirasçıların mirası reddettikleri, terekenin resmi tasfiyeye girdiği gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Yargılama sırasında vefat eden tarafların mirasçılarının mirası reddetmeleri halinde konunun miras hukuku hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. T.M.K.nın 612. maddesinde en yakın yasal mirasçıların, mirasın tamamını reddetmesi halinde reddedilen mirasın iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre tasfiyenin de sulh hukuk mahkemesince yapılması gerekeceğinden mahkemece mahallin sulh hakimine durum bildirilmeli, mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesi sağlanmalı, atanacak temsilciyle davaya devam olunmalıdır. Somut olayda mahkemenin gerekçesinde de açıklandığı üzere terekenin Samsun 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/5 Esas sayılı dosyasında tasfiye işlemlerine başlandığı ve temsilci atandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece bu temsilcinin davaya devamı sağlanarak sonuca varılması yerine davayı takip edebilecek kimse kalmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru olmamış. bozulması gerekmiştir.

Davacı, eşi Şakir’in 28.09.2014 günü vefatıyla geride mirasçı olarak kendilerinin kaldığını, eşinin borçları bulunması nedeniyle mirası reddetmek istediklerini ileri sürerek mirasın reddinin tespitini istemişleridir. Mahkemece, davanın üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacılar temyiz etmişlerdir. Dava, mirasın reddinin tespiti istemine ilişkindir. Yasal mirasçıların murisin ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde mirası reddetmeleri gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece re’sen dikkate alınması gerekir. HMK’nın 93. maddesi gereğince; “Resmi tatil günleri, süreye dahildir. Sürenin son gününün resmi tatil gününe rastlaması halinde, süre tatili takip eden ilk iş günü çalışma saatinde biter.” Somut uyuşmazlıkta, muris 28.09.2014 tarihinde vefat etmiş, davacılar ise 29.12.2014 günlü dilekçe ile mirasın reddinin tespitini istemişlerdir. Murisin vefatından sonraki üçüncü ayın son günü 28.12.2014 tarihi olup, bu tarih resmi tatil olan pazar gününe denk gelmektedir. Bu nedenle, HMK’nın 93. maddesi sürenin bitişini takip eden 29.12.2014 günü çalışma saati sonunda süre sona ermektedir. Davacılar tarafından 29.12.2014 tarihinde süresinde dava açılmış olduğundan mahkemece, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddi doğru görülmemiştir, Türk Medeni Kanununun 426/2 maddesine göre bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışırsa vesayet makamının ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyımı ataması gerekmektedir. Mirasın reddinde annenin hukuki yararı ile çocuğun hukuki yararı çatıştığından küçüğe kayyım tayin ettirilmesi, husumetin kayyıma yöneltilmesi,gösterdiği takdirde delillerin toplanması gerekirken, kayyım tayin ettirilmediğinden eksik hasımla işin esasının incelenerek karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı bulunmuş, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.

Samsun Atakum Miras Avukatı Fatih ÖZDEMİR

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.