Adli Kontrol şartıyla serbest kalma ya da doğrudan Adli Kontrol hükümlerine tabi olma hali; Ceza Muhakemesi hukukunda düzenlenmiş bir koruma tedbiridir. Tutuklamanın kişi özgürlüğünü ağır şekilde kısıtlayan bir koruma tedbiri olduğundan daha önceki makalemizde bahsetmiştik. İşte bu ağır tedbire başvurulmaması için düzenlenen ve daha hafif bir tedbir olan Adli Kontrol uygulamada sıklıkla karşımıza çıkmaktadır.
Anayasa’da yer alan “Suçsuzluk Karinesi” ilkesi çerçevesinde düzenlenen ve uygulanan Adli Kontrol hükümleri ile tutuklama kararının yaratacağı etkinin daha hafif tedbirler ile elde edilmesi amaçlanmıştır. Aleyhinde Adli Kontrol kararı verilen ve bu nedenle mağdur olan kimsenin bir Samsun Ceza Davası Avukatı ile görüşerek itirazda bulunmasında yarar vardır.
Adli Kontrol Kararı
Adli Kontrol Kararı tıpkı tutuklamada olduğu gibi soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısının talebi ile Sulh Ceza Hakimliği tarafından; kovuşturma aşamasında ise mahkeme tarafından kendiliğinden verilir. Kararın verilmesinde aşağıda belirteceğimiz durumlardan birinin somut olayda bulunması elzemdir. Aksi halde şüpheli ya da sanık hakkında Adli Kontrol Kararı verilemeyecektir. Kararın verilmesinde ise suç ayrımı yapılmamış olup tüm suçlarda adli kontrol kararı verilebilecektir.
- Kaçma şüphesinin varlığı: Şüpheli ya da sanığın yargılama neticelenmeden kaçma, firar etme şüphesi varsa aleyhinde adli kontrol kararı verilebilir.
- Delil yok etme şüphesi: Şüpheli ya da sanığın yargılamanın esasını doğrudan etkileyecek belge, tanık, mağdur gibi delilleri manipüle etme şüphesi mevcutsa aleyhinde adli kontrol kararının uygulanmasına karar verilir.
- Tutuklama yasağının bulunması: Yalnızca adli para cezası öngörülen suçlar ile üst sınırı iki yıl ve aşağısı olan hapis cezalı suçlarda tutuklama kararı verilemezken Adli Kontrol Kararı verilebilir.
- Tutukluluk süresinin dolması: Asliye Ceza Mahkemelerinde 1 yıl, Ağır Ceza Mahkemelerinde 2 yıl olan azami tutukluluk süresinin dolması neticesinde kişi aleyhinde Adli Kontrol hükümleri uygulanabilir.
Adli Kontrol Kararına İtiraz
Karar verilirken şekil şartlarına uyulmamış ya da somut olayda Adli Kontrolün uygulanması ağır bir yaptırım olacak ise karara itiraz edilebilir. Adli Kontrole itiraz edilirken standart mahkeme kararına itiraz süreci izlenmelidir. Yani, soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hakimliğince verilen tutuklama kararına karşı bir sayı yüksek Sulh Ceza Hakimliğine, kovuşturma aşamasındaki Adli Kontrol kararlarına ilişkin ise; Asliye Ceza Mahkemelerince verilen kararlara karşı Ağır Ceza Mahkemelerine; Ağır Ceza Mahkemelerince verilen kararlara karşı ise sayıca bir üst Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraza ilişkin değerlendirme neticesinde mahkeme tarafından verilecek karar kesin olmakla birlikte ikinci bir itiraz imkanı bulunmamaktadır. Ancak tutuklamada olduğu gibi belirli periyotlar halinde söz konusu karar mahkeme tarafından değerlendirilecektir.
Adli Kontrol Kararına Uymamanın Cezası
Aleyhinde verilen Adli Kontrole ilişkin hükümleri kasten ve isteyerek yerine getirmeyen kimse hakkında tutuklamaya hükmedilir. Kanun koyucu adli kontrol şartlarına uymayan şüpheli ya da sanığın özgürlüğünün kısıtlanabileceğinden bahsetmiş ancak bu kararı verme yetkisini yine hakimliğe bırakmıştır. Adli kontrol şartlarının varlığı somut olayda devam ediyorsa kişinin yargılandığı suçun hapis cezasının miktarı önem arz etmeksizin hakkında tutuklama kararı verilecektir. Ancak kişi aleyhinde kurulan tedbir kararına uymamada kusursuz ise, yani kasıtlı bir davranışı ile ihlale neden olmamış ise hakkında tutuklama kararı verilemez.
Adli Kontrol Kararının Kaldırılması
Adli Kontrol verildikten sonra kaldırılabilir, değiştirilebilir. Yani Cumhuriyet Savcısının talebi ile şüpheli hakkında yeni tedbirlerin uygulanmasına karar verilebilir. Ya da uygulanmakta olan tedbirler doğrudan kaldırılabilir. Önemle belirtmek gerekir ki savcının adli kontrol kararı verme yetkisi bulunmazken halihazırda uygulanmakta olan tedbiri kaldırma yetkisi mevcuttur. Yine soruşturma aşamasında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı tedbirin ortadan kaldırıldığı anlamına gelecektir. Kovuşturma evresinde de kararı veren mahkeme kendiliğinden ya da savcının talebi doğrultusunda uygulanmakta olan kararın ortadan kaldırılmasına karar verebilecektir.