Şantaj suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenmiştir. Suçun yasal tanımında yer alan açıklaması incelenecek olduğunda bir eylem suçu olduğu görülür. Yasada yer alan suç tanımı dikkate alındığında şantaj suçunun varlığından bahsedebilmek için aşağıdaki hallerin varlığı gerekir:
- Hakkı Olan veya Yükümlü Olunan Bir Eylem: Şantaj suçundan bahsedebilmek için sanığın mağduru zorladığı hususun, kendisinin yapma hakkına sahip olduğu ya da yapmakla yükümlü olduğu bir şeyi yapmaktan bahsetmesidir. Eğer mağdurun zorlanmasına dayanak teşkil eden eylemin bir haktan veya yükümlülükten kaynaklanmaması söz konusuysa bu kez şantaj suçu varlığından bahsetmek söz konusu olmaz.
- Yarar veya Menfaat Sağlama: Şantaj suçunun oluşma sebebi, yani sanığın mağduru zorlama sebebinin bir menfaat veya yarar sağlama haline dayanması gerekir. Bu yarar, menfaat sağlama unsuru sanığın kendi lehine olabileceği gibi işaret edeceği başka bir kimsenin lehine de olabilir.
- Zorlama Unsuru: Hak sahibi veya yükümlü olunan eylem kullanılarak bir kimsenin kanuna aykırı veya yapmak zorunda olmadığı bir eyleme zorlanması gerekir.
Yukarıda izah edilen üç halin somut olayda sübut bulmaması durumunda artık TCK 107’nci maddesi kapsamında Şantaj Suçu değil TCK 106’ncı maddesi kapsamında Tehdit Suçunun vücut bulduğu söylenecektir. Emsal nitelikte Yargıtay kararları bu yöndedir.
Şantaj Suçunun Unsurları
TCK’nın 107/1. maddesinde düzenlenen şantaj suçunun maddi unsuru, sanığın yapmaya hakkı olan şeyi yapacağından veya yapmaya yükümlü olduğu bir şeyi yapmayacağından söz ederek bu durumları mağdur üzerinde baskı aracı olarak kullanıp haksız bir çıkar elde edilmesidir.
Suçun manevi unsuru ise kasttır. Kastın varlığından bahsedebilmek için şüpheli veya sanığın şantaj suçunu işlerken bu suçun yasada yer alan tanımını ve gerçekleştirdiği eylemin de bu tanıma uygun olduğunu bilmesi gerekir.
Suçun gerçekleştiğini söyleyebilmek için hem maddi hem manevi unsurunun bir arada gerçekleşmesi gerekir. Yargılamayı yapan Asliye Ceza Mahkemesi hakimi dava esnasında bu durumu kontrol etmeli ve karar verirken buna göre hareket etmelidir. Aksi halde suçun değerlendirilmesinde hataya düşülerek sanığın haksız yere cezalandırılması söz konusu olur.
Şantaj Suçunda Şikayet, Uzlaştırma ve Zamanaşımı
Tehdit suçu ile benzer olan şantaj suçu da şikayete tabi bir suç değildir. Yani savcılık makamının suçun gerçekleştiğinden haberdar olması durumunda kamu adına iddianame düzenlenir ve dava açılır. Şikayetçinin katılma talebi olması halinde kendisi de davaya dahil edilir. Mağdurun şikayetinden vazgeçmesi, davanın düşürülmesini istemesi hallerinde dahi ne savcılık makamı ne de mahkeme hakimi bu beyanla bağlı olmayacaktır.
Ceza davası görülmeden cezai uyuşmazlığın sona erdirildiği kurum olan Uzlaştırma kapsamı içine hangi suçların dahil edildiği kanunda yer almaktadır. Bu liste içerisinde Şantaj suçu yer almamaktadır. Bu nedenle suçun failinin mağduru ikna etmekten ziyade mahkeme önünde savunmasını iyi kurgulaması ve atılı suçtan beraat kararı alma yönünde çaba göstermesi gerekir.
Şantaj suçu için yasada ilave bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Bu kapsamda şantaj suçunun zamanaşımı süresinin temel haliyle 8 yıl olduğunun kabul edilmesi gerekir.
Şantaj Suçunda Hapis ve Para Cezası
Şantaj suçu cezası Türk Ceza Kanunu’nun 107’nci maddesinde iki fıkra halinde izah edilmiştir. Yasada yer alan tanımlama uyarınca aleyhinde şantaj suçu işlediği gerekçesi ile iddianame düzenlenen ve iddianamenin kabulüyle dava açılarak mahkum edilen kimse hem para cezası hem de hapis cezası ile karşılaşır. Yani alınan hapis cezasının para cezasına çevirilerek sanığın hapisten kurtulabilmesi mümkün değildir.
Şantaj suçu için yasada öngörülen hapis cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır. Ayrıca bu hapis cezasının yanında ek olarak sanık aleyhinde üst sınırı 5.000 gün olacak şekilde adli para cezasına hükmedilir.
| Şantaj Suçunun Cezası | Ceza Miktarı |
| Hapis Cezası | 1 – 3 yıl arasında hapis cezası |
| Adli Para Cezası | 5000 güne kadar adli para cezası |
Hapis cezası cezaevinde tutuklu olarak geçirilen süreyi ifade eder. Sanığın yargılama sırasında pişmanlık duyması, mağdurun zararını gidermesi gibi hallerde ceza miktarında indirim yapılabilir. Adli para cezası ise sanığın ekonomik durumuna göre değişkenlik gösterecektir. 2025 yılı itibari ile en düşük gün karşılığı 100 TL’dir.
Şantaj Suçu Hakkında Yargıtay Kararları
Şantaj’da Yarar Sağlanmaması
Bu açıklamalar ışığında somut olay irdelendiğinde; sanığın, kendisinin Samsun’a sokulmaması şeklindeki söylentinin aslını öğrenmek için katılana telefonla ulaşamaması üzerine ona gönderdiği hakaret ve tehdit içeren mesajlarına cevap verilmemesi üzerine bu kez yeniden gönderdiği “Bu iş büyüyecek, o koltuğu kaybedeceksin, bizimde elimizde birşeyler var, o seçim zamanı dağıtılmayan gazete tarayıcıdan tarandı herkese yollanacak, herkes bilsin” biçimindeki mesajda şantaj suçunun “yarar sağlama “öğesinin ne şekilde gerçekleştiği açıkça gösterilip yeterince tartışılmadan ve bozmaya uyulmasına karar verilmesine rağmen bozma doğrultusunda yeterli değerlendirme ve irdeleme yapılmadan, soyut açıklamalara yer verilerek suçun oluştuğu kabul edilip yetersiz gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi. (4. CD 2017/11 E, 2017/7254 K.)
Şantaj Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
Sanığın sabıkasında görülen kararın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olması, CMK’nın 231/8. maddesine 28.06.2014 tarihli ve 6545 sayılı Yasanın 72. maddesiyle “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” cümlesi eklenmiş ise de, daha önce verilen hükmün açıklanmasına geri bırakılmasına dair kararın kesinleşme tarihi itibariyle engel oluşturmaması karşısında, sanık hakkında ”yasal imkansızlık” şeklindeki kanuni olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi.
Cinsellik ve Şantaj Suçu
Mağdurenin aşamalardaki tutarlı ve samimi görülen anlatımları, sanığın soruşturma evresinde müdafii huzurunda verdiği 26.06.2012 tarihli savunması ve tüm dosya içeriğine göre; sanığın mağdureye “benimle buluşmaya gelmezsen elimde çıplak fotoğrafların var, bunları eşine ve akrabalarına gönderirim” şeklinde sözler söylemesi eyleminin şantaj suçunu oluşturduğu gözetilerek bu suçtan mahkûmiyeti yerine, yazılı gerekçeyle beraatine karar verilmesi.
Şantaj Suçu ve Tehditin Farkı
TCK’nın 107/1. maddesinde düzenlenen şantaj suçunun maddi unsuru, sanığın yapmaya hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından söz ederek, bu durumları mağdur üzerinde baskı aracı olarak kullanıp mağduru kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlamaktır.
Somut olayda sanığın, kendisiyle görüşmek istemeyen mağdura “görüşmezsen seni öldürürüm” dediğinin kabul edilmesi karşısında, sanığın mağduru zorladığı hususların neler olduğu açıklanmadan, vücut dokunulmazlığına yönelik tehdidinin de yapmaya hakkı olduğu bir eylem niteliğinde bulunmadığı, buna göre şantaj suçunun yukarıda açıklanan unsurunun gerçekleşmediği ve eylemin kül halinde TCK’nın 106/1-ilk maddesine uyan tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmeden yasal olmayan gerekçe ile şantaj suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı ve sanık …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye kısmen aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 06/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (Y4CD, – 06.12.2021)
Şikayetten Vazgeçmeye Zorlamak (Bozma)
Somut olayda, sanığın, borçlu olduğu ve kendisini başka bir soruşturma dosyasından şikayet eden müştekiye şikayetinden vazgeçmesi durumunda borcunu ödeyeceğini bildirmesi eylemi haksız bir çıkar sağlama amacına yönelik olmadığı gibi yapmaya hakkı olduğu bir eylem” niteliğinde bulunmadığı, buna göre şantaj suçunun yukarıda açıklanan unsurunun gerçekleşmediği gözetilmeden şantaj suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, Kanuna aykırı ve sanık …’nün temyiz nedenleri ile tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 27/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (Y4CD, – 37.03.2014)
Mağdurun Şikayetini Geri Çekmeye Zorlanması
Somut olayda sanığın, kendisinden şikayetçi olan müştekiye şikayetinden vazgeçmesi için “hakkımdaki şikayeti geri al, geri almazsan biz seni öldürürüz sen insan mısın adam mısın biz adamın a…. koruz, biz mafyayız” ve “sizin işiniz bitti, siz nereye şikayet ederseniz edin, biz sizi arayıp bulacağız, biz sizi bulduğumuz zamanda öldüreceğiz, bu işin sonunu bırakmayacağız, sizinle devamlı uğraşacağız, biz kimseden korkmuyoruz ” şeklinde sözler söylediğinin iddia ve kabulü karşısında,
Sanığın mağduru zorladığı hususların neler olduğu açıklanmadan, vücut dokunulmazlığına yönelik tehdidinin de yapmaya hakkı olduğu bir eylem niteliğinde bulunmadığı, buna göre şantaj suçunun yukarıda açıklanan unsurunun gerçekleşmediği ve eylemin TCK’nın 106/1-ilk, 43. maddesine uyan tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmeden yasal olmayan gerekçe ile şantaj suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
Bozma kararına uyulması ve sanığın eyleminin TCK’nın 106/1-1. cümlesindeki tehdit suçunu oluşturduğunun kabulü halinde ise, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nun temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 15/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (Y4CD, – 15.10.2020)
Kız Arkadaşına Şantaj Yapmak (Beraat)
Sanık ile katılan arasında arkadaşlık ilişkisi olduğu, sanığın çeşitli bahaneler üreterek katılandan birden fazla kez ödünç para aldığı, geri ödemede bulunmadığı, ayrıca katılanın özel yaşamına ait görüntülerini ailesine göndereceği söylemek suretiyle dolandırıcılık ve şantaj suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,sanık savunması, katılan beyanı ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçu açısından, sanık ile katılan arasındaki uyuşmazlığın hukuki mahiyette olduğu, dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı,
Şantaj suçu açısından, sanığın savunmasının aksinin ispat edilmediği,sanığın atılı şantaj suçunu işlediğinin sabit olmadığı, gerekçelerine dayanan mahkemenin atılı suçlardan sanığın beraatine ilişkin hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılama sonunda, isnat edilen suçların işlendiğine dair yeterli delil bulunmadığı ve hukuki mahiyette olduğu gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin beraat hükmünün kanuna aykırı olduğuna ve eylemlerin suç teşkil ettiğine, eksik incelemeye, delillerin takdirine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 24/09/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi. (Y15CD, – 24.09.2019)
Ses ve Görüntüleri Yayma Şeklinde Şantaj Suçu
Sanığın üzerine atılı şantaj ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının sübut bulduğuna ve eylemlerin hukuki nitelendirmesine yönelik mahkemenin kabulünde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiş; TCK’nın 61/1. madde ve fıkrasında yer alan ölçütler nazara alınarak, aynı Kanunun 3/1. madde ve fıkrası gereğince işlenen fiillerin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddelerde öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken,
Temel cezaların asgari hadden tayin edilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından, bozma nedeni olarak kabul edilmemiş; sanığın sübutu kabul edilen şantaj suçunun yasal unsurlarının tarif edildiği TCK’nın 107/2. madde ve fıkrasının uygulama maddesi olarak gösterilmemesi, mahallinde ilave edilmesi mümkün noksanlık olarak değerlendirilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, sübut bulmayan ve yasal unsurları oluşmayan suçlardan dolayı sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA, 30.03.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (Y12CD, – 30.03.2022)
Şantaj Suçunun Cinsel İstismarın Bir Unsuru Olması
Sanık hakkında şantaj suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince; Sanığın olay tarihinden önce mağdureye yönelik elindeki çıplak resim ile videolarını ailesine göstereceğini beyanla gerçekleştirdiği çocuğun cinsel istismarı eyleminde, şantaj suçundan açılan kamu davasına esas teşkil eden sözlerin çocuğun cinsel istismarı suçunun tehdit unsurunu oluşturduğu gözetilerek şantaj suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken bu suçtan da mahkumiyet hükmü kurulması, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.02.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (Y14CD, – 03.02.2021)
Yapmaya Hakkı Olunmayan Eylemle Şantaj
Somut olayda, sanığın mağdurun telefonunu arayarak “bu parayı alamazsınız , senedi icradan çekeceksiniz, çekmezsen seni öldürürüm” dediğinin kabul edilmesi karşısında, hayata ya da vücut dokunulmazlığına yönelik tehdidinin “yapmaya hakkı olduğu bir eylem” niteliğinde bulunmadığı, buna göre şantaj suçunun yukarıda açıklanan unsurunun gerçekleşmediği ve eylemin TCK’nın 106/1-ilk maddesine uyan tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yasal olmayan gerekçe ile şantaj suçundan mahkumiyet hükmü kurulması bozmayı gerektirmiştir. (Y4CD, – 12.02.2019)
Şantaj Suçunda Menfaat Unsuru
Somut olayda, sanığın “elimde uygunsuz görüntülerin var, bu resimleri Uludağ Üniversitesi sitesine koyacağım, Esentepe mahallesine sokaklara asacağım” şeklinde söz söylemekten ibaret eyleminde, kendisine veya bir başkasına yarar sağlamaya yönelik hareket ettiğine dair bir delil bulunmadığı, sanık …’in katılandan herhangi bir menfeat talebi olmadığı, tekrar birliktelik istemediği, sadece önceki erkek arkadaşı olması nedeniyle sinirlenerek katılanı tehdit ettiği, buna göre şantaj suçunun yukarıda açıklanan unsurunun oluşmadığı,
Sanığın eyleminin bir bütün halinde TCK’nın 106/1-2. maddesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, şantaj suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, Kanuna aykırı ve sanıklar … ve …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 27/06/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (Y18CD, – 27.06.2019)
Arkadaşlık Yapmaya Zorlamak Şeklinde Şantaj Suçu
Sanığın, arkadaşlık isteğini kabul etmeyen katılan …’a yönelik söylediği kabul edilen “benimle arkadaş olmaz isen seninle cinsel birliktelik yaşadığımı herkese anlatırım” şeklindeki sözlerin, bir bütün olarak katılanın şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunmak suretiyle şantaj suçunun unsurlarını oluşturup oluşturmayacağı yönünden tartışılması yerine, fiil ikiye bölünerek bir kısmının sair tehdit kabul edilip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi ve şantaj suçundan da beraat hükmü kurulması, Kanuna aykırı ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 11/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (Y4CD, – 11.02.2019)