Site Rengi

Mirasçılar Arasında Ecrimisil Davası

Mirasçılar Arasında Ecrimisil Davası

Mirasçılar arasında Ecrimisil Davası uygulamada sıklıkla karşılaştığımız; miras hukukunun dava türlerinden biridir. Murisin terekesinden bir taşınmaz üzerinde diğer mirasçıların iznini almadan uzun yıllar boyu zilyetlik kuran ve bu mal varlığından faydalanırken diğer mirasçılara herhangi bir kazandırmada bulunmayan kimseye karşı açılan Ecrimisil Davası, sıklıkla kardeşler arasında görülmekle birlikte aslında elbirliği ile mülkiyetin söz konusu olduğu mal varlığı birlikteliklerinde görülmektedir. Ortaklar arasında baskın ve diğerlerine sözünü geçirebilen bir malik ya da mirasçı bulunuyorsa diğerleri ona karşı hak iddia etmekten geri kalabilirler. İşte Mirasçılar Ecrimisil Davası bu durumda mağdur olan kimselerin haklarını dava yolu ile kazanabilmelerini sağlar. Miras Hukuku ile alakalı bir başka yazımız olan Reddi Miras başlıklı yazımıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

ONLINE DANIŞMA: 0 541 336 61 06

Kardeşler Arasında Ecrimisil Davası

Kardeşler arasında Ecrimisil Davası, muris babanın mal varlığı üzerinde egemenlik kuran bir kardeşe karşı diğer kardeşlerin açmış olduğu davadır. Burada uyuşmazlığın konusu bir apartman dairesi ya da bir dükkan olabilir. Önemle belirtilmelidir ki paylaşım yapmayan kardeşten doğrudan bir talepte bulunulamıyor. Öncelikle İntifadan Men koşulunun sağlanmış olması gerekir.

İntifadan Men: Mirasçılardan birinin mal varlığını haksız olarak elinde bulunduran mirasçıya; mal varlığının gelirinden kendisinin de yararlanmak istediğini bildirmesidir. Uygulamada genellikle İhtarname yolu ile kullanılır. Usule uygun bir İntifadan Men İhtarnamesi hazırlayabilmek ve tebliğ ettirebilmek için bir avukattan hukuki yardım alınması gerekir.

İntifadan Men Gerekmeyen Haller

Aşağıdaki hallerin somut uyuşmazlıkta mevcut olması halinde tarafların İntifadan Men koşulunu gerçekleştirmesine gerek olmaksızın doğrudan Ecrimisil Davası açılabilir.

  • Taşınmazın kamu malı olması
  • Taşınmazın tarım ürünü üretip gelir getirmesi (fındık, mısır vs.)
  • Taşınmazın kira geliri getirmesi
  • İşgalcinin taşınmazın tümünde hak iddia etmesi
  • Aynı taşınmazın daha önce bir davaya konu edilmiş olması

İntifadan Men koşulunun sağlanmasının ardından Ecrimisil isteyen kardeş dava yoluna gidebilir. Ancak talep edilebilecek tutar; taşınmazın koşulun sağlanması ile dava tarihi arasındaki getirmiş olduğu gelire ilişkindir.

Diğer Mirasçılar Arasında Ecrimisil Davası

Mirasçılar arasında Ecrimisil Davası, kardeşler arasında olduğu gibi benzer şartlara tabidir. Bu davanın açılması için tüm mirasçıların bir araya gelmesine de gerek yoktur. Türk Medeni Kanununun 689/2 Maddesi hükmü uyarınca her bir mirasçı kendi adına Ecrimisil Davası açabilir. İntifadan Men koşulu yine bu dava türü için de geçerlidir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; gerekli şartların oluşup oluşmadığının, dava açılması için İhtarname çekilip çekilmemesine gerek olup olmadığının kararlaştırılmasıdır. Bu durumun tespiti için de bir avukattan yardım alınması elzemdir. Aksi halde hak kayıplarının yaşanılacak olması kaçınılmazdır. Açılan dava sonucu elde edilen karar İcra yolu ile uygulamaya konulabilecektir. Son olarak belirtilmelidir ki Ecrimisilde zamanaşımı 5 yıldır.

Mirasçılar Arasında Ecrimisil Davası Yargıtay Kararları

İntifadan Men Koşulunun Gerçekleştiğinin İspatlanması

Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 … sayılı ilamı)

Taşınmazda Buğday ve Ayçiçeğinin Ekili Olmasının Ecrimisil Davasına Etkisi ve Tarlada Ecrimisil Davası

Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, davaya konu edilen ve ecrimisile hükmedilen 49 parça taşınmazın tarla ve çayır nitelikleri ile davacılar, davalı ve dava dışı malikler adına paylı mülkiyet hükümlerine göre tapuda kayıtlı olduğu, bir kısım taşınmazlarda sadece davacıların malik olduğu, bir kısım taşınmazlarda ise tarafların malik olmadıkları, mahkemece 25/05/2012 ve 20/09/2013 tarihlerinde fen ve … bilirkişisi ile keşif yapıldığı, 20/09/2013 tarihli yapılan keşif sonrası alınan … bilirkişi raporuna göre, davalının yer göstermesi ile dava konusu taşınmazların bir kısmının çayır durumunda olduğu, bazılarının fiiili kullanımda olmadığı,bazılarının ise tarla durumunda olduğunun tespit edildiği, bölge koşullarına göre taşınmazlarda genel olarak buğday ve ayçiçeği tarımı münavebesi yapıldığı, bu taşınmazlara ilişkin ecrimisil değerleri hesaplanırken bu ürünlerin münavebelerine göre hesaplama yapıldığı, çayır otu olarak biçilen taşınmazlarda ise ecrimisil hesabının çayır otu olarak hesaplandığı, mahkemece bilirkişi incelemesi sonucu yapılan hesaplamalara göre davalı aleyhine ecrimisile hükmedildiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.

Davacının Payı Oranında Ecrimisil Davası Açması

Asıl dava paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleşen dava ecrimisil isteğine ilişkindir. Mahkemece elatmanın önlenmesi isteğinin reddine, ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece ”…taraflar arasındaki çekişmenin T.M.K.’nun 688. ve takip eden maddelerinde öngörülen paylı mülkiyet hükümleri gözetilmek suretiyle çözüme kavuşturulacağı sabittir.Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenmesini her zaman isteyebilir. Ancak, o paydaşın payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın kesin neticeye kavuşabilmesi için taksim veya şuyunun satış yoluyla giderilmesi için dava açması gerektiği kuşkusuzdur. Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyet üzere olan taşınmazda paydaşların taşınmazın kullanımı konusunda harici bir taksim yapmışlar ise buna itibar edilmesi, yok eğer harici taksim bulunmuyor ise uzun zaman ayrı ayrı yerleri kullanarak fiili bir durum yaratmışlarsa ahde vefa ilkesi gereğince paydaşların ortaklığın giderilmesine kadar bu olgulara riayet etmeleri gerekir. Bunun dışında, ne bir harici taksim, ne de bir fiili durum yaratılmamışsa, bu durumda davacı tarafın taşınmazda kullanabileceği bir yerin olup olmaması önem ifade eder. Şayet, tüm paydaşların kullanımlarını sağlayacak şekilde taşınmazda boş yerler var ise, o halde davacı bakımından intifadan men olgusu gerçekleşmeyeceğinden davanın reddi, yok eğer taşınmazın tamamı diğer paydaşlarca tasarruf ediliyor ve davacıya kullanabileceği bir yer bırakılmamış ise onun yönünden intifadan men olgusu gerçekleşeceğinden davacının payı oranında elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekeceği tartışmasızdır.Hal böyle olunca, yukarıda açıklandığı şekilde araştırma ve inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesinin doğru olmadığı..” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda elatmanın önlenmesi isteğinin reddine, ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmüne uyulan bozma uyarınca yapılan inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazdaki bir bölümün davalı tarafından kullanıldığı, davacının isteğinin münhasıran buraya yönelik olduğu, tüm paydaşları bağlayan fiili kullanma biçiminin olmadığı, ihtarname tarihine kadar davalının muvafakata dayalı olarak taşınmazı kullandığı, davacının kullanabileceği bir bölümünün olmadığı saptanmıştır. Hâl böyle olunca, davacının payı oranında elatma isteğinin kabulüne, asıl davada 20.12.2010 ila 18.01.2011 tarihleri arasındaki dönem için saptanacak ecrimisile, birleştirilen davada 18.01.2011 ila 23.01.2012 tarihleri arasındaki dönem için saptanacak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle bir dönem mükerrer olacak şekilde ecrimisile hükmedilmesi doğru değildir. Taraf vekillerinin bu yönlere değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Ziyaretçi Yorumları (1)
  1. faruk dedi ki:

    kolay gelsin benimde size bir sorum olacak ben evlendikten sonra babam bir yıl sonra vefat etti ve babbım evinde annemle beraber vefat edene kadar tam 26 yıl 4 ay oturdum annem tam 87 yasında 14 aralık 2019 vefat eti son yılları zaten ıyıcene bakıma muhtac biri halindeydi her seyıyle ben ve eşim ilgilendik annemin ölümünden hemen daha 18 günü abla ve ağbimle oturdugumuz evden dolayı tartışma cıktı bende 4 ay sonra başka bir yerden ev alıp cıktım su anda evi emlakcıya verdik satması icin ama ablam bana yok senden geriye dönuk beş yıllık kira bedeli alacam mahkeme verecem diyor ama bana bu zamana kadar hic bulundugum evden men ihparı falanda cekmedi .ayrıca biz bakıma muhtac annemiize bakarak evlatlık görevimi yaptık ayrıca bizlerde onlardan yaptığımız masraf ve yıpranma gibi bir para edebilirmiyiz şimdiden teşekkür edrim mail yoluyla bana dönüş yaparsanız sevinirim.